September 03
başka türlü bir şey benim istediğim
ne ağaca benzer, ne de buluta
burası gibi değil gideceğim memleket
denizi ayrı deniz,
havası ayrı hava..
bir başka yolculuk dalından düşmek yere
yaşadığından uzun
bir tatlı yolculuk dalından inmek yere
ağacın yüksekliğince
dalın yüksekliğince rüzgarda
ve bir yeni ömür
vardığın çimen yeşilliğince
nerde gördüklerim
nerde o beklediğim
rengi başka
tadı başka..
CAN YÜCEL
Kimi der ki kadın
uzun kış gecelerinde
yatmak içindir.
Kimi der ki kadın yeşil bir harman yerinde dokuz zilli köçek gibi oynatmak içindir.
Kimi der ki ayalimdir.
Boynumda taşıdığım vebalimdir.
Kimi der ki hamur yoğuran.
Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal.
O benim kollarım, bacaklarım.
Yavrum, annem, karım, kız kardeşim hayat arkadaşımdır.
Nazım HİKMET
Sonra farkettim ki;
Su akıyor, rüzgar esiyor, yağmur yağıyor...
Her şey yine ve aynı şekilde oluyor...
Öyle bir yere geldim ki;
Sıcak ve soğuk, aşk ve nefret, savaş ve barış...
Üşümek ve sonra ısınmak gibi...
Gitsem ayrılık olur, kalsam çöl..
Gidersem bende hasret olur ve belki beni sevenler de özler;
Ama anladım ki; özlemden hiç kimse ölmüyor.
Ama ben ölüyorum...
Nefes alıyorum, önemsiyorum ve gitmek istiyorum.
Anladım ki; hasret yeni bir aşka kadar sürüyor.
Sevdiklerim ve beni sevenler, bağışlayın...
Su akıyor ve ben gidiyorum…
Bir nehir ki ömrüm
Taşır bin yıllık kavgasını
Yurtsuz aşklarımın
Bir nehir ki ömrüm
Yüreğim baş eğmez bir haylaz
Bir nehir ki ömrüm
Buzun ateşe değdiği zaman
Terin toprağa
Gülün yaprağa
Işığın suya değdiği zaman
Dudaklarım gözlerinde
Aşkı içeceğiz...
Bir mavzer buğusunda
Gözlerim kıyısında
Hazarın büyüsünde
Soğan kırıp zafere
Aşkı içeceğiz...
TUNCAY AKDOĞAN
özledim seni...
ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir.
beynimi uyuşturuyor özlemin...
çok sık birlikte olmasak bile
benimle olduğunu bilmenin
bunca zamandır içimi ısıttığını
yeni yeni anlıyorum
Yokluğun,
Hatırladıkça yüreğime saplanan bir sizi olmaktan çıkıp
mütemadiyen bir boşluğa
Sabahları seni okşayarak başlamaları
aksamları her isi bir kenara koyup
seninle baş başa konuşmaları özlüyorum;
oynaşmalarımızı,
yürüyüşlerimizi,
sevimli haşarılığını,
çocuksu küskünlüğünü...
Nasılda serttin başkalarına karşı
beni savunurken;
ve ne kadar yumuşak
bir çift kısık gözle kendini
ellerimin okşayışına bırakırken
Gitmeni asla istemediğim halde
buna mecbur olduğunu görmek
ve sana bunları söylemeden
''git artık'' demek
''beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk
kavuşacaksın mutluluğa''
demek
seni görmemek ve belki yıllar sonra
karsılaştığımızda
bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden...
yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek....
CAN YÜCEL
Gidiyorum,yüreğimin pes ettiği yere
Son durağı çoktan geçtim,inmeliyim belkide
Dolaştıramam yaralı yüreğimi,okşamayı bilmeyen ellerde
Yitik bir Sevdanın hesabını vermeliyim kendime...
Gidiyorum,adımlarımın son bulacağı yere
Korkularımı yanıma aldım,yüzleşmeliyim gecelerle
Tohumuna yandığım dünyanın,kahpe insanlarına inat
İçimde ki sevgiyi de götürüyorum,kirletmesinler diye...
Gündüz Aklına Duygusallık Gelmeyen Insanlar
Duygunun Nasıl Bır Duygu Oldugunu Bile Bilmeyen İnsanlar
Karanlık Çekince Süt Dökmüş Kedi Kesilirler...
Geceler midir onları böyle yapan..
yoksa karşılık beklerken alamayacagı karşılıgın karşılığı mi bu serzenişler...
her ınsanın ruhunda yumuşak bir insan gizli diyenler
gizli duygularındaki gizemi gizlemekten acizler....
yıne gece oldu bak...
ne gizem biter ne serzenişler
May 21
inat konusunda hep bir baş önce giderler, çabuk sinirlenebilirler hele ki damarlarina basmaya hiç gelmez.
pirasa hakkinda herkezden çok sey bilirler.
çok uzun boylu değildirler ama güzel insanlardir.
aile bağlari pek bir kuvvelidir, onuncu göbekten kuzenlerini bile kardeşlerinden ayırmazlar.
beyaz tenli kalmaya özen gösterirler. çalişkandirlar.
arnavut erkekleri zordur, çünkü biraz maço olurlar.
çoğunluk olarak aranavutluk olarak bilinsede gercek vatanları makedonyadır*
muhabbetçi olup çabuk sıkılırlar girişken olurlar
inadıyla ünlü bu insanlar tüm insanlar arasında hemen farkedilirler.
kadınları uzun boylu,beyaz tenli,çoğunlukla yeşil gözlü,balık etli,
erkekleri kadınlara göre daha kısa * çok yakışıklı,mavi ya da ela gözlü
inatları ünlüdür ancak bu inatları genelde yapıcıdır.dedikleri dediktir. sözlerine sadıktırlar.
inatları deliliğe vurur. bir kere ağızlarından çıkan sözün yaparlar,yapılmasını isterler,
yapılmadığı noktada olay çıkarırlar.dostlukları ömür boyu olduğu gibi düşmanlıkları da öyledir.
sabırsızdırlar. dünyanın hemen hemen her yerine dağılmışlardır.
osmanlıda en önemli paşalar bunlardan çıkmıştır derler.
arnavutlara kız verme kız al diye bir öneri vardır aslında doğrudur ama ülkemizde yanlış anlaşılmıştır.
arnavutlar kadar kadına saygı gösteren bir topluluk az bulunur.
kız çocukları erkek çocuklarından daha fazla önemsenir.
özellikle acıyı,ekşiyi çok severler.
onurlarına düşkündürler,verdikleri sözden biraz da bu yüzden dönmezler..
tarihi açıdan bakarsanız da en eski balkan milletidir. arnavutluk,makedonya,tiran,kosovada çoğunlukla yaşarlar.
ilir ırkından geldikleri kabul edilir. şu anda ülkemizde mübadeleler sonucunda sayıları 7 milyona ulaşmıştır.
daha öncesi bilinmemekle beraber osmanlı padişah analarının türk soylu sayılanlarının hemen hemen hepsi arnavuttur.
osmanlının önde gelen paşalarının çoğu da *. nedeni güçlü iradeleri,inatları,savaşçı yetenekleri olmaları sayılmaktadır.
sır saklamayı iyi bilirler ve en büyük kuralları ahde vefadır.yani sözünü tutma,
söz verdiğin kişiye vefalı olmadır.
sevmekle gurur duyarlar.en modern arnavut kızı dahi bir erkeğinin olmasını ister ve bunu söylemekten de çekinmez.
lafı gediğine ,ayar verme ve laf sokma konusunda üstaddırlar. yapi itibariyle rahat fakat dalmacya kiyilarindan esen akdeniz ruzgarinin sarp kayalara carpip sogudugu kosovada pristine arazisinin insana verdigi gururlu, hakli ve çenesi hep yukarda bir inadi vardir.
rakiyi deniz kiyisinda ya çok gurultulu yada çok sessiz içmeyi severler.
ramazanda içmezler. boregi catalla yiyeni sevmezler.
kadin evde soz sahibidir
ama calismasi yada asiriliga kacmasi biraz ters karsilanir. bu da erkegin kiskanc olmasındandır. .
lazlar ile akrabalıklarını inkar ederler fakat hayde lobye ve simdi aklıma gelmeyen birkac
kelime ile hinkal denilen yemekler iki yorede de vardır. tipleri pek benzemez ama lazlara. fakat cok inatcıdırlar cokkk
yukarda yazanlari harfi harfine yasamis olmak guzel anilar demek. ah dede neredesin bre...